Ana Sayfa Blog Sayfa 4

Metabolizma Hızlandırma

Başlıktan da anlaşılacağı üzere sizlerle özetle metabolizma hızlandırma teknikleri, metabolizmayı hızlandıran şeyler ve metabolizmayı hızlandıran yiyecekler konusunda çok özel şeyler paylaşacağız.

metabolizmayı hızlandırma ve hızlı yağ yakma

Hepimiz biliriz ki bazılarımız şanslıdır. Önüne ne gelirse yiyen, her türlü abur cuburu tüketmesine rağmen bir gram kilo almayan o ulvi insanlardan biri olma şansına sahip değilsen eğer, muhtemelen hayatının büyük bir bölümünü dikkatle, diyetle ve kısıtlarla geçiriyorsundur. Dikkat etmediğinde de fazla kilolar ve vicdan azabıyla boğuşmak cabası. Bu sebeple evet bazıları için su içsen yarıyor tabiri gayet geçerli ancak bazılarının genetik olarak elde ettiği şansı biraz çabayla elde etmek mümkün. Hayatında birkaç değişiklik yaparak metabolizma hızını arttırabilir ve hareket etmediğin zamanlarda dahi daha çok kalori harcayabilirsin.

Metabolizmanın Hızlanması İçin Yemelisin

Bunun için öncelikle en çok uygulanan yanlışlardan birinin tekrar altını çizmek gerek. Şok diyetler ve besinsiz kalmak evet seni zayıflatır, ancak uzun vadede çok daha fazlasını almana sebep olur. Herkes bunu söylüyor ama sebebinin ne olduğu pek vurgulanmıyor. 15 kilo verdim ama 3 ayda da geri aldım hikayelerinden eminim bolca duymuş hatta belki tecrübe de etmişsindir. Sorun şu ki, şok diyetler vücudu besinsiz bırakır, yani günlük ihtiyacının çok altında kalori ve besin alırsın ve çoğu zaman sağlıklı yaşam için gerekli olan tüm besin içerikleri mineral ve vitaminler bu diyetlerde bulunmaz. Aç kalan vücut erişebildiği en hızlı enerjiye dönüşebilir şeyi, yani kasları yakar. Evet tartıda eriyip giderken aslında giden şey ağırlıklı olarak kaslarındır.

Vücudunda bulunan kas hacmin harcadığın kaloriyi birebir etkiler. Ne kadar çok kasın varsa o kadar çok kalori yakarsın. Şok diyet sonrası metabolizman yavaşlar, normal yemeye başladığında bu sefer eskisi kadar dahi yakmıyor olursun, hımbıllık ve bitkinlik seni bırakmaz. Bu durumda uzmanların önerisi hiç hareket etmeden yaktığın kalori miktarı olan “bazal metabolizma” harcaması kadar günlük kalori almandır. Örneğin 30 yaşında ve 65 kilo bir kadın ortalama 1300-1500 kalori yakar. Bu rakam erkeklerde 1700-1900’dür. Bu yaşa kiloya ve cinsiyete göre değişir. İnternette oldukça doğru sonuçlar elde edebileceğin hesap sistemleri mevcut. Bu kaloriyi de besleyici ve sağlıklı şeylerden alman gerekir, yani 1 mc donalds menüsüyle gün geçirdiğinde yine sana bir faydası yok. Elbette arada kaçamaklar yapmak güzel, ancak ne kadar az o kadar iyi.

Şok diyetin ikinci etkisi ise vücudu koruma moduna soktuğundan gerçekten yediğin her lokmayı yağa dönüştürüp depolamaya itmesidir. Yani sadece metabolizma hızın düşmez, o verdiğin kilolar yağ kütleleri halinde geri döner.

Ağırlık Çalışmalısın

Aynen öyle, kadın erkek fark etmez ağırlık çalışmak vücuttaki kas ağırlığını arttırmanın en iyi yoludur. Ağırlık çalışmak denildiğinde insanın aklına hemen spor salonları geliyor, ancak tercih etmiyorsan tek yolu kesinlikle bu değil. Evde edineceğin bir set ağırlık, yoksa iki su dolu pet şişe ve kendi vücut ağırlığını kullanarak düzenli ağırlık çalışabilirsin. Youtube harika egzersiz videolarıyla dolu. Özellikle vücut ağırlığı kullanılarak yapılan pilates, yoga gibi egzersizlerle günde sadece yarım saatini ayırarak çok daha hızlı bir metabolizmaya sahip olabilirsin. Yapılan araştırmalarda 3 ay boyunca haftada 3 gün 1’er saat egzersiz yapan kadınların hiç spor yapmadıkları günlerde dahi 100 kalori daha fazla yakmaya başladığını göstermiş. Yani uyurken bile zayıflama söylemi doğru, sadece mucize haplarla değil biraz emek vererek oluyor.

Kaliteli Protein Tüketmelisin

Ağırlık çalışmanın faydasını en kısa sürede görmek istiyorsan mutlaka kaliteli protein tüketmelisin. Çünkü kasların yapıtaşı proteindir. Kaliteli protein nedir peki? Bol yağlı kırmızı etler, şişlere geçirilmiş adanalar, soslu yoğurtlu tereyağlı kebaplar değil maalesef. En başta yağlı balıklar geliyor. Peki oradaki yağ neden makbul diye sorarsan da sebebi yağın da vücut için yararlı olanı ve olmayanı var. O hep ortalıkta konuşulan omega 3 gerçekten kalorisi diğer yağlar kadar yüksek olsa da vücuduna iyi geliyor ve vücutta bulunan enfeksiyonların azalmasını sağlıyor. Elbette abartmamak lazım, ancak somon veya sardalye yerken balığın kendi yağından korkmana gerek yok. Bu aynı zamanda kalp ve damar sağlığın için de önemli bir konu. Hayvansal yağlar damar çeperlerinde de birikim yapar ve zamanla kalp krizine ve tansiyon hastalığına sebep olabilir. İyi yetiştirildiğinden emin olduğun kümes hayvanlarını da, taze ama yağsız yerlerinden tercih ettiğin kuzu ve danayı da tüketebilirsin. Ancak unutma her 100 gram kırmızı et yerine 200 gram tavuk veya 300 gram balık yiyebilirsin.

Yeterince Dinlenmelisin

Vücudu olağanüstü halde koruma moduna iten en önemli sebeplerden biri aşırı yorgunluktur. Vücut aşırı aktivite, yorgunluk ve uykusuzluk durumunda minimum harcamaya çalışır çünkü yeterince dinlenmiyordur. Bu sebeple uzun süre uykusuz kaldığımızda kafamızı kaldıramaz, normalde yapabildiğimiz şeyleri yapamaz hatta aklımız çalışmaz olur. Yorgun vücut minimum kalori yakar, uykusuz kalan kişiler bir de daha çok yemeye yatkın olurlar aynı sebepten, çünkü vücut bu olağanüstü durum için depolamak ister. Aynı şok diyetlerin etkisi gibi yediğiniz her şey size yarar.

Sende Yorumla…

Süt veren anneler diyet yapmalı mı?

0

Süt veren anneler diyet yapabilir mi?

Yeni doğum yapan annelerin kafasını karıştıran en önemli şeylerden biride yeniden eski kıyafetlerin içine girebilmek için yapacağı diyetlerin bebeğin beslenmesine olumsuz etki edip etmeyeceği sorusudur burada dengeyi sağlamanın anahtarı nasıl diyet yapacağını bilmekten geçer.

Hamilelik sonrası kilolardan kurtulmaya çalışırken aynı zamanda bebeğin beslenmesi üzerinde olumsuz etkiler yaratmamanın formülü en basit haliyle düşük kalorili ve besleyici değeri yüksek gıdalar almaktır.

Burada iyi haber şu ki; anneler süt verdikleri dönemde diyet yapabilirler ancak önemli belli kurallara dikkat etmeleri gerekir. İki kişilik yediğiniz bu dönemde kalori saymayı bırakmalı, ne kadar çok yediğinizden ziyade ne kadar iyi beslendiğiniz konusuna odaklanmalısınız. Öğünlerde ne kadar çok yediğinize üzülmekten vazgeçin ve her şeyi içgüdülerinize bırakın. Vücudunuz ne kadar ve ne zaman gıda almanız gerektiğini beyninizden ve o meşhur kalori tablolarından daha iyi bilir. Acıktıkça yediğiniz o ara öğünlerde mutlaka tam tahıllı sağlıklı yiyecekler tüketmeye gayret edin. Diyet ürünler ve 0 kalori vaat eden yiyecekler açlık hissinizi bastırmayacak tam tersine iştahınızı kabartacaktır.

Sağlıklı yiyecekler tüketin

Süt veren anneler için önerilen en iyi diyetler, sağlıklı porsiyonlarla, taze meyve ve sebzeler gibi sağlıklı gıdalar ile tam tahıllar ve organik süt ürünleri içerir. Bebeğinizin sindirim sistemi birtakım gıdalar açısından hassasiyet gösterebilir. Bazı alerji vakalarını önlemek adına buna sebep olabilecek yumurta gibi allerjen gıdaları seyrek tüketmekte fayda var. Bebeğin gelişiminin hızlanması ile birlikte vücudunuzun ihtiyaç duyacağı protein miktarı da artacaktır. Bu nedenle protein alımına çok dikkat etmeli, en sağlıklı proteinler arasında yer alan hindi eti ve tavuk etini sıklıkla tercih etmelisiniz. Böylece bebeğinizin gelişimine katkıda bulunurken aynı zamanda son dönemde kullanmadığınız birtakım kas gruplarına ihtiyaç duydukları proteini sağlayabilirsiniz.

Asla aceleci olmayın

Bebeğinizin gelişimi üzerinde en büyük etkiye sahip olan dönem ilk dokuz aylık dönemdir. Bu nedenle ilk dokuz ay boyunca beslenmenize çok daha fazla dikkat etmeli, zararlı egzersiz ve diyetlerden uzak durmalısınız. Pekçok anne de görüldüğü üzere, egzersiz ve diyet uygulamayan anneler bile sadece süt vererek bir miktar kilo verebilmektedir. İlk 9 ay sert diyetlerden kaçınmalı ve kendinizi bu sürecin doğal akışına bırakmalısınız.

Bebeğinize her ihtiyaç duyduğunda süt verin

Düzenli bir rutini takip ederek bebeğinizi beslemeye çalışmaktan vazgeçin. Araştırmalar gösteriyor ki her ihtiyaç duyduğunda bebeğine süt veren anneler daha hızlı kilo verebiliyor. O muhteşem organizma bebeğinize ihtiyaç duyduğu kaliteli sütü hazırlayabilmek için, oturduğunuz yerden bile zaten olağanüstü bir çaba harcıyor ve oldukça fazla miktarda kalori yakıyor. Evinizde süt vermek için kendinize ayırdığınız o köşede sağlıklı atıştırmalıklar bulundurmak açlık hissini bastırmak için en iyi yöntemdir.

Bu kutsal süreçten zevk alın

Bir an önce hamilelik sonrası kiloları vermeye çalışmak mutlaka stres yaratacaktır. Bu stres, sağlıksız beslenmeye ve süt üretim sürecinde aksamalara neden olabilir. Huzurla arkanıza yaslanın, rahatlayın ve bebeğinize hayat verdiğiniz o kutsal anların tadını çıkarın. Ne kadar isteseniz ve çaba gösterseniz bile çok kısa bir sürede bu kilolardan kurtulmanız mümkün değil. Bunun zaman içerisinde mutlaka gerçekleşeceğini bilerek ve bu sürecin sonunda tekrar eski kıyafetlerinizin içine girebileceğinizin farkında olarak, bebeğinizle bütünleşin ve defalarca söylediğimiz gibi sadece tadını çıkarmaya bakın.

İnce Belli Fit Kadınların 7 Sırrı

0

Bel çevresinde yağlanmadan mı şikayetçisiniz? Öyleyse yalnız değilsiniz. Aslında pek çok kadın bel çevresindeki yağlanmadan şikayetçidir ve hayatlarının çoğu döneminde bundan kurtulmak için her şeyi yaparlar. Yazımızda sizlerle bel çevresinde yağlanma problemi yaşamayan, ince belli, fit kadınların yedi alışkanlığını yani sırlarını paylaşacağız.

ince bir bele sahip olmak için yapmanız gerekenler

Maalesef kadınların genel olarak bel bölgesi anatomik nedenlerden dolayı yağlanmaya oldukça müsaittir ve bundan kurtulmak için gerçekten ciddi çaba harcamak gerekir. İşte bu nedenle sizler için bir araştırma yaptık ve ince bir bele sahip kadınların günlük yaşamlarını mercek altına aldık ve ortak alışkanlıklarını sizler için listeledik:

1. Asla diyet içecekleri tercih etmezler

Evet ilk bakışta diyet içeceklerin tercih edilmesi bizi tonlarca kaloriden kurtaracakmış gibi görünebilir. Aslında bu tez yanlış sayılmaz ancak diyet içeceklerde bulunan yapay tatlandırıcıların zararlarını da göz önünde bulundurmak gerekir. Yapay tatlandırıcı içeren içecekler çoğu kadında yağlanmaya ve şişmanlamaya neden olmaktadır. Yapılan ciddi araştırma sonuçlarına göre yapay tatlandırıcılar vücudumuza şeker girişi olduğuna dair sinyal göndermekte ve böylece insülin seviyesi hızla yükselmekte ve bu durum sonuçta yağlanmaya neden olmaktadır.

2. Öğünlerinde bolca baklagilleri tercih ederler

Baklagiller tokluk hissi veren ve gün içersinde çok fazla kalori alımını engelleyen muhteşem lif kaynaklarıdır. Bu özellikleriyle ince bir bele sahip olmak isteyen hanımların diyetlerinde mutlaka tercih ettikleri bir gıda grubudur. Düzenli tüketildiklerinde bel çevresinde yağlanmayı önleyici özelliğe sahiptirler. Kurutulmuş baklagiller yerine taze ya da teneke kutularda satılan ürünler tercih edilmelidir.

3. Kahve yerine yeşil çay içerler

Kahvenin yararlarını biliyoruz ancak ince bir bele sahip olmak ve bel çevresi yağlarınızdan kurtulmak istiyorsanız içecek seçiminizde yeşil çay bir adım önde olmalı. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki yeşil çay hem metabolizmayı hızlandıran bir etkiye sahip hem de içeriğinde bulunan maddeler bel çevresinde yağlanmayı önleyecek niteliktedir. Kahve içmekten vazgeçemiyorsanız da bir bardak daha kahve içmek yerine soğuk ya da sıcak olarak tüketebileceğiniz bir fincan yeşil çayı alternatif olarak öneriyoruz

4. Küçük porsiyonlarla ceviz yerler

İnce bir bele sahip fit kadınların genel olarak kuruyemiş ve çerezlerden uzak durduklarını ancak küçük porsiyonlar halinde ceviz tercih ettiklerini öğrendik. Bunun en önemli nedeni cevizin içeriğinde bulunan çok zengin doymamış yağlardır. Bu sayede ceviz metabolizmayı hızlandırırken aynı zamanda vücutta yağ depolanmasını önlemektedir. Ancak kalori açısından zengin olan cevizi tüketirken küçük porsiyonlar kullanmaya mutlaka dikkat edin

5. Asla öğün atlamazlar

Hala öğün atlayarak ve sadece yediklerini azaltarak bel çevresi yağlarından kurtulacağını ve sağlıklı bir şekilde zayıflayabileceğini düşünen kadınlar var mı bilmiyorum ama siz bunu asla yapmayın. Çünkü araştırmalar bunun tam tersini söylüyor. Öğün atladığınız takdirde açlık hissiniz tavan yapacak ve günün geri kalanında açlığın verdiği psikolojiyle gördüğünüz her şeye saldıracaksınız. Harika bir vücuda sahip kadınların ortak özelliği, günde mutlaka 3 öğün yemeleri ancak küçük porsiyonlar tercih etmeleridir.

6. Asla işlenmiş tahıl ürünleri tüketmezler

İşlenmiş gıdaların ve tahılların en önemli özelliği besin değerlerinin önemli bir kısmını kaybetmeleridir. Bundan dolayı bu gıdaları tükettikten hemen sonra vücutta insülin seviyesi hızlı şekilde yükselir. Tam tersine organik yani tam tahıl içeren gıdalar öğünler arasında acıkmanızı engeller. Bunun yanı tam tahıllar sıra işlenmiş gıdalara göre daha besleyicidirler.

7. Yemeklerin üzerine karabiber ekerler

Karabiber yemeklere çok güzel bir aroma katar ancak fit kadınların karabiber kullanılmasının asıl nedeni bu değildir. Karabiberin içeriğinde bulunan özel bir madde vücutta yeni yağ hücrelerinin oluşumunu engellemektedir. Yumurta, patates, et ve tüm sebze yemeklerini bir miktar karabiberle tatlandırmalısınız.

Ödem attıran ve zayıflatan çay tarifi!

Sizlerle yakın bir zamanda diyetisyenimin bana vermiş olduğu ödem çayını paylaşmak istedim. Bu çayın hem hazırlaması çok pratik hem de gerçekten ödem atmayı sağlıyor ve diyet yaparken kilo vermeyi destekliyor. Elbette tek başına hiçbir çay sizi zayıflatmayacak ancak mutlaka ödem atmanıza yardımcı olacaktır.

El, ayak ve bacak şişliklerinizden kurtulmanıza yardımcı olacak bu çayın içimi de çok güzel.

Eğer günlük çay ve kahve tüketiminiz çoksa, size tavsiyem çay veya kahve yerine bu çayı içmeniz. Eğer günde 1-2 bardağı geçmiyorsa sorun yok. Ancak 5-6 bardak kahve ve çay içiyorsanız bunların iki bardağını bu çaya saklamanız uygun olacaktır.

Çayın içerisinde ödem attırıcı özellikleriyle bilinen kiraz sapı ve mısır püskülü var. Bunların yanında sindirimi kolaylaştıran ve sindirim sisteminin düzgün çalışmasına destek olan funda yaprağı ve böbrek fonksiyonlarına faydalı avokado yaprağı kullanılıyor. Genelde her aktarda bulabileceğiniz bu bitkiler ayrıca marketlerde hazır paket olarak da mevcut. Eğer arzu ederseniz kendi kiraz sapınızı ve mısır püskülünüzü de kurutabilirsiniz. Taze funda ve avokado yaprağı bulmak biraz sorun olabilir.

Ödem ve zayıflama çayı tarifi:

1 tutam mısır püskülü

(Mısır püskülü ele top top geliyor. Miktar çok olmamalı yoksa çay çok koyu oluyor)

10-15 adet kiraz sapı

2 tatlı kaşığı funda yaprağı

1 tatlı kaşığı avokado yaprağı

Ocağa bir buçuk kupalık su koyuyor ve kaynatıyoruz (bir kısmı buharlaşacak). Kaynayan suya malzemeleri atıp 1 dakika sonra altını kapatıyoruz. Yaklaşık bir beş dakika üzeri kapalı olarak demlenmesini bekliyoruz. Sonra süzüyor ve kupada afiyetle içiyoruz. Ben tadını çok sevdim ama eğer sizin hoşunuza gitmezse içine bir dilim taze limon atabilirsiniz.

Bir diğer tavsiye de eğer ödem arttırıcı özelliğini arttırmak istiyorsanız birkaç dal maydanozu da malzemelere ekleyebilirsiniz. Ben maydanozun kaynamış tadından çok hoşlanmadığım için maydanozlu tarifi kullanmadım.

Bu çayı günde iki defa mümkünse öğlen ve akşam yemeklerinden yarım saat sonra tüketmeniz öneriliyor. Eğer işe gidiyorsanız ve öğlen demleme şansınız olmuyorsa iki bardağın birini işten geldikten sonra, diğerini de yemekten 1 saat sonra tüketebilirsiniz. Yatmadan çok kısa bir süre önce tüketmenizi tavsiye etmiyorum çünkü ödem atıcı özelliğinden dolayı çok sık tuvalete kalkmanıza sebep olabilir.

Afiyet olsun!

Eşler arası ideal yaş farkı ne olmalıdır

0

Evlilikte ya da uzun sağlıklı bir ilişki için eşler arasındaki yaş farkı en az-en fazla kaç olmalı? Yaş farkının sağlıklı bir ilişki için önemi nedir?

Evlilikte ve ilişkide en uygun yaş farkı nedir?

Eğer eşler arasında gerçek bir aşk varsa bunun hiçbir önemi olmadığı yaş farkının sadece bir rakamdan ibaret olduğu söylenir ancak belli yaş farkları var ki başlangıçta problem olarak görünmese de sonunda mutlaka ayrılığa ve çiftlerin acı çekmesine neden oluyor.

Atlanta’da bir üniversite tarafından yapılan araştırmaya göre uzun bir ilişki yaşamanın formülü ideal yaş farkı aralığına dikkat etmekten geçiyor.

Yani yaş farkı o kadar da önemsiz değil. Araştırmada 3000 kişi kullanıldı ve bu araştırma sonuçlarına göre aradaki yaş farkı açıldıkça ilişkinin ayrılıkla sonuçlanma riskinin aynı oranda yükseldiği gözlendi. Bunlar sadece istatistiksel veriler ancak temel nedenlere indiğimizde insanların hayatlarının farklı aşamalarında ve farklı yaşlarında farklı hedeflere ve ilgi alanlarına sahip oldukları, bu nedenle bu ilgi alanı ve hedeflerin bir şekilde birbiriyle çatıştığı, yaş farkından daha çok bu çatışmaların ayrılığa neden olduğu ortaya konulmuştur

İdeal yaş farkı

Araştırma sonuçlarına göre aralarında 5 yaş fark bulunan çiftlerin oluşturduğu grup 100’de 18 daha fazla ayrılma riski taşıyor. Tabi bu sonuçlarda yer alan kıyaslamalar aynı yaş grubu aşıklarıyla yapılan kıyaslamalar. Yaş farkı 10 yıla çıktığında ise ayrılma riski aynı yaş grubu çiftlerine göre 100’de 39 oranında artıyor.20 yaş farkı bulunan çiftler için ise durum hiç de hoş değil çünkü ayrılma riski 100’de 95. Araştırma sonuçlarına göre ideal yaş farkı (tabi bu sadece istatistiksel verilere dayanan bir öneri) 1 yaş. Bu yaş grubunda bulunan çiftlerin ayrılma riski aynı yaş grubu aşıklarına göre 100’de 3 oranında kalıyor. Başlangıçta da söylediğimiz gibi bunlar sadece istatistiksel rakamlar. Tabi ki bu durum kişiden kişiye, çiftlere göre değişir. Farklı faktörler var ilişkinin geleceğini belirleye; bunlar çocuk sayısı, davranışsal bozukluklar ve kişilerin birbirine karakter uyumu gibi kişilerin karakterleri ve uyumları ile ilgili faktörlerdir.

Erkekler Neden Aldatır-Gerçekten Şaşırtıcı

0

Erkek neden aldatır? Erkeğin aldatması seksüel açlık ya da cinselliğe dayalı değildir, tam tersine tamamen psikolojiktir. Erkek, tıpkı çocukluğunda olduğu gibi duygusal açıdan doyurulması gereken bir varlıktır.

Erkekler neden aldatır?ruhsal açlık mı?cinsel açlık mı?gerçek sebebi nedir?

Erkekler neden aldatır konusu tarih boyunca belki milyonlarca kez sorgulanmış ve araştırmalara konu olmuştur. Bazı cevaplar erkeklerin fiziksel özelliklerine dayanırken bazıları da erkeğin ruhsal yönüne değinmiştir. Bizim bulduğumuz son araştırma verilerine göre ise erkeğin aldatmasının altında fiziksel nedenler çok küçük bir yer tutuyor.

Aldatılan bir kadının kocasına sorduğu ilk soru: neden?

 Çoğu zaman ne erkeğin buna verecek bir cevabı vardır ne de yakın çevresindekilere bunu açıklayacak mantıklı bir nedeni. Erkek çoğu zaman (çok yetenekli olan fırlama erkeklerden bahsetmiyorum) dürüst bir açıklama istendiğinde gerçekten buna cevap bulmakta zorlanacaktır. Çünkü pek çok erkek için bunun fiziksel yani elle tutulur somut bir açıklaması bulunmamaktadır.

Ruhsal açlık

Öyle görünüyor ki aldatmanın en önemli nedeni erkeğin ruhsal bölgesinde, en derinlerinde doyurulması gereken ancak doyurulamamış alanlar. Bu ruhsal bölgede yani psikolojik olarak doyurulması gelen gereken alanların başında ise  övülme ve değer görme geliyor. Evlendikten sonra yada ilişkinin ilerleyen safhalarında eşinden bunları göremeyen erkekler kendilerine değer vererek yaklaşan ve kendilerini özel hissettiren ilk kadınla ilişki yaşıyorlar.

Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri ise aldatan erkeklerin yüzde kırkının bunu işyerinden biriyle yaptıklarını ortaya koyuyor. Çünkü erkeklerin kadın çalışma arkadaşları onları daha çok övmeye, yaptıkları işlerde kendilerini değerli hissetmelerini sağlamaya meyillidir. Böylece erkek kendisini değerli hissettiren yani gururunu okşayan kadına doğru yürüyor. Kadınlar için yani aldatılan kadınlar için işin en acısı ne biliyor musunuz? Aldatan erkeklerin yüzde 88’i eşlerini ya da partnerlerini mevcut eşlerinden daha az çekici kadınlarla aldatıyor; yani aldatan erkeklerin 100’de 88’inin tercih ettiği kadınlar mevcut eşlerinden daha güzel ve daha çekici değil.

Çevrenin etkisi

Aldatmaya neden olan en önemli faktörlerden biri de aldatan arkadaştır. Erkeklerin eğer yakın çevrelerinde aldatan bir erkek varsa bu çok büyük oranda sirayet edecektir. Araştırma sonuçlarına göre aldatan erkeklerin yüzde 77’si başka aldatan erkeklerle yakın arkadaş. O yüzden eşinizin yakın çevresine çok çok dikkat edin.

Araştırmanın ilginç sonuçlarından birisi de, aldatan erkeklerin yüzde 68 inin bu konuda pişmanlık duyduğuna dair. Evet, erkekler aslında bunu yaparken bile yaptıklarının yanlış olduğunu biliyor ancak mevcut ilişkisinde doyuramadığı duygularının peşinden gidiyor.

Erkekler çocuk gibidir

Anneleriyle başlayan bu alışkanlıkları yani annenin küçük yaştan itibaren pohpohlamasıyla, her yaptığının övülmesiyle, evde ayrı bir değer görmesi ile başlayan bu sürecin evliliğiyle ya da ilişkisi ile birlikte devam etmemesi halinde yeni arayışlara girdiği ya da gireceği aşikar.

Öpüşürken Neden Gözlerimizi Kapatırız?

0

Hep merak etmişimdir; insanlar öpüşürken neden gözlerini kapatır diye. Utandıklarını düşündüm kendimce ama yanılmışım. Artık biliyorum ki bununda bilimsel bir açıklaması var. Hem de çok mantıklı bir sebep!!!

İnsanlar neden öpüşürken gözlerini kapatır? Öpüşürken gözleri kapatmamak samimiyetsizlik midir?

Öpüşürken gözlerini açmak samimiyetsizlik midir?

İpucu verelim; sebep göz kontağı kurmanın o romantik anlarda tuhaf kaçması değil ya da işte gözleri açık öpüşüyorsa sana aşık değildir gibi bir cevap değil bu. Öpüşmek için sevgilimize doğru yaklaştığımızda doğal olarak gözlerimizi kapatma ihtiyacı severiz. Ya da tam ateşli bir öpüşmenin ortasında gözlerin açılması tuhaf gelir insana. Tüm bunların aslında bilimsel bir yanıtı olduğunu ve “öpüşürken gözler kapalı olmak zorundadır” klişesinin nereden geldiğini biliyoruz ya da en azından  neden kaynaklandığını biliyoruz.

Ünlü iki psikolog, deneysel piskoloji dergisinde yayınlandıkları bir  araştırmada beyin fonksiyonları ve öpüşürken gözlerin kapatılması arasındaki bağlantı ile  ilgili olarak şöyle bir şey ortaya koydular: Beynin önünde görsel bir çeldirici ya da dikkat dağıtacak bir şey varsa, diğer duyuların tam olarak çalışmaz.  İşte tamda bu yüzden öpüşmenin tadını alabilmek için iç güdüsel olarak gözlerimizi kapatıyoruz ve sadece fiziksel duyulara yöneliyoruz.

Dalton ve Murphy’nin gerçekleştirdiği  deneyde deneklerin avuç içine hafif bir titreşim uygulanırken deneklerden karışık bir grup içerisindeki harfleri algılamaları istendi. Avuç içindeki titreşim artırıldıkça deneklerin doğru harflere ulaşmaları zorlaştı. Bu deney sonucunda anlaşıldı ki insan vücudu bir uyaranla meşgulken diğer duyuları zayıflar. Öpüşmekle bağlantısı ne peki? Tıpkı  avuç içinde titreşim hissederken kendisine sunulan basit problemi çözemeyen denek örneğinde olduğu gibi; öpüşme esnasında gözlerimiz açıksa eğer öpüşmenin bizzat kendisine yoğunlaşamıyoruz ve tadını alamıyoruz. İşte bu yüzden öpüşürken gözlerimizi kapatıyoruz ve bu sayede insan fizyolojisine en iyi gelen aktivitelerden biri olan öpüşmenin gerçek hazzına varıyoruz.

Ayrıca tam öpüşürken gözlerinizi fal taşı gibi açıp partnerinizin gözlerinin içine bakmak gerçekten tuhaf olmaz mı. Bunu sakın yapmayın.insanlar öpüşürken neden gözlerini kapatırlar,öpüşürken dikkat edilmesi gerekenler,öpüşürken gözlerin açık olması,insanlar öpüşürken neden gözlerini kapatırlar,öpüşürken gözlerini kapatmak

Boşanmanın en yoğun görüldüğü bu aya dikkat!

0

İstatistiklere göre en çok boşanma bu ayda gerçekleşiyor. Boşanan çiftlerin nedenleri çok geniş bir yelpaze oluştursa da zamanlamaları nedense hep bu ayda yoğunlaşıyor. Peki neden? Mantıklı bir sebebi var mı? Yoksa sadece tesadüf mü?

Evlilikte en çok sıkıntı yaşanan ve boşanmanın en yoğun görüldüğü aylar nelerdir?


En Çok Boşandığımız Aylar:

Washington Üniversitesi tarafından yapılan araştırma sonuçlarına göre; 2001 2015 yılları arasında yapılan istatistiksel çalışma sonuçları gösteriyor ki en çok boşanma Mart ve Ağustos aylarında gerçekleşiyor. Evet Mart ve Ağustos. İlk bakışta ortak bir özellikleri yok gibi ama, bakalım neymiş bu ayları lanetli kılan…

Boşanmanın yoğun gerçekleştiği ağustos ayının özelliği tatil periyodunun sonuna denk gelmesi. Araştırmaya göre çiftler genellikle çok eğlendikleri ve sorunları hasır altı ettikleri tatil dönemini boşanmak için uygun bulmuyorlar ve boşanmak için tatilin sona ermesini bekliyorlar. İnsanlar tatil dönemlerinde bütün umutsuzlukların, hayal kırıklıklarının sona ereceğini umuyor, hayatlarının yoğun dönemlerinde ihmal ettikleri tüm güzellikleri yeniden canlandırabilmek adına farklı beklentiler içerisine giriyorlar. Ancak tatil döneminde hayal ettiklerini  yaşayamadıklarını ve bundan sonra da asla yaşayamayacaklarını görünce sonunda boşanmaya karar veriyorlar. İşte bu nedenle Ağustos ayı boşanma istatistiklerinde ilk sırayı alıyor.

Ağustos ayı ile ilgili önemli başka bir detay daha var; çocuklar okula başlamadan, Eylül gelmeden tüm kararlar alınmalı ki çocuklar yeni hayatlarına en azından okul hayatlarına bölük pörçük başlamasın. Yeni bir hayata başlamak için nedense ilk sırada tercih ediliyor bu ay.

Yukarıda anlatılanlara bakıpta Ağustos ayını lanetli ilan etmeyelim lütfen. Ağustos sadece yıl içerisinde birike birike gelen tahammülsüzlüklerin ve hayata yalnız devam etme hesaplarının vücuda büründüğü en mantıklı aydır. Boşanmanın arkasındaki neden değildir. Bana sorarsanız boşanmaya sebep arayanlara önerim buhran yaratan ayları sorgulamalarıdır. Mesela baharı karşıladığımız Mart ve Nisan. Tüm dünyada en çok intihar vakasının görüldüğü aylar. Ruh halimiz her türlü kopmaya hazır. Kıvılcım burada başlıyor. Tüm o dellenmeler kıllanmalar ve gıcıklanmalar…

Ağustosu suçlamayın ne varsa Martta. Gidin onu suçlayın. Yada ne bileyim boşverin ona buna mazeret bulmayı.

ÖNCE KENDİNİZİ SEVMEYİ ÖĞRENİN. GERİSİ ÇORAP SÖKÜĞÜ GİBİ GELİR…

Aşkı ve İlişkiyi Bitiren 11 Ölümcül Hata

0

Yazı özeti: İlişkiyi bitiren davranışları; yalan, şefkatsizlik, öfke, iletişimsizlik,inatçılık, günlük işlerde yardım etmeme, kibir ve aşağılama, ilişkiyi zorunlu sürdürme hissi, kıskançlık, başlangıçta kendini farklı tanıtma, ilişkiyi alışkanlığa dönüştürmek ve tutkudan uzaklaşmak olarak özetleyebiliriz. Eklemek istediğiniz bir şey varsa kendi tecrübelerinizle birlikte lütfen yazının altına yorum yazın.

aşkı öldüren 11 hata

Aldatmak kesinlikle bir ilişkiyi mahveden ve sonlandıran en önemli nedenlerden biri, ancak son günlerde önemli bir sosyal medya sitesi olan Reddit’te katılımcıların bitmiş ilişkilerini masaya yatırmasıyla ortaya çıkan sonuçlar olaya farklı bir boyut getirdi.

Aldatmaktan daha kötü ne olabilir?

Yüzbinlerce üyenin katkılarıyla varılan sonuç; ilişkilerde ayrılığa neden olan çok daha önemli nedenler olduğunu ortaya koydu. Aldatmaktan daha tehlikeli olarak nitelendirilen bu nedenlerin başlangıçta küçük şeyler gibi göründüğü ancak zaman ilerledikçe geri dönüşü olmayan büyük yaralar açtığı ve bu nedenle aldatmaktan daha  tehlikeli sebepler olduğu ortaya çıktı.


1. Partnerinize yalan söylemeyin ve onu kırmamak adına da olsa bazı küçük şeyleri gizlemeyin

Bunu sevdiğiniz insanı üzmemek ve hayal kırıklığına uğratmamak adına bile yapıyor olsanız, sevgilinizden sakladığınız küçük şeyler bir gün büyük problemlere dönüşecek ve ortaya çıkan güven problemi ilişkinizi yıpratacaktır. Bu yüzden sevgilinize çok açık olmalı herşeyinizi anlatabilmelisiniz. Onu incitmesinden korktuğunuz bir şeyi sevdiğiniz insanı incitmemek adına bile olsa saklıyorsanız eğer bir an önce bunu yapmaktan vazgeçin.

2. Şefkatinizi ve paylaşımcı yanınızı kaybetmeyin

Şefkat sevdiğinize hassas davranmak, onun duygusal değişimlerine özen göstermek, birbirinizle derin ve anlamlı şeyler paylaşmak, karşılaştığınız güçlükler karşısında birbirinize destek olmak, dürüst olmak anlamıyla ikinci sıradaki yerini alıyor. Bu bağlamda birbirinizden uzaklaştığınız anda ilişkinin her an sonunu getirebilecek türden problemlerle karşılaşabilirsiniz.

3. Öfkenizi kontrol edin

Öfkenizi kontrol edemeyip içinizdeki kızgınlığı her hissettiğinizde bir şekilde dışa vurduğunuz andan itibaren ilişkinize hasar vermeye başlamışsınız demektir. Başlangıçta küçük görünen bu hasarlar ilerde büyük çatlaklara neden olacaktır. Bu yüzden iki kere düşünüp bir kere konuşmakta fayda var diyoruz.

4. İletişim problemleri

Tabiki bu bütün gün birbirinizle mesajlaşın demek değil iletişimle kastettiğimiz, temel sorunları konuşmaktan kaçınmak ya da yokmuş gibi davranmaktan bahsediyoruz. Eğer kafanıza takılan küçük problemleri konuşamayacak kadar bir iletişim eksikliği yaşanıyorsa ve sorunların üzerini örtmeye başladıysanız bilin ki patlama yakındır. Küçük sorunları biriktirerek konuşmak yerine hasıraltı ediyorsanız o patlama noktası geldiğinde hiçbir şey yapamayacağınızı göreceksiniz. KONUŞUN…

5. Bazı konularda inatçı davranmak ya da duruşunu asla değiştirmemek

Başka bir deyişle sürekli uzlaşmadan, bazı konularda fedakarlıktan kaçınmak. Eğer birini seviyorsanız her zaman için fedakârlığa hazır olmalısınız. Her türlü konuda sadece kendi bakış açısını dayatan bir eş, sonunda yalnızlığa mahkum olacaktır. Hayattaki tek aşkı kendisi olacaktır.

 6.Günlük işlerin paylaşımı konusunda yapılan tartışmalar

Elbette çöpü dökme sırasının kimde olduğu gibi konularda yapılan tartışmalar şimdilik küçük bir sorun gibi görünebilir, ancak bunun gibi gündelik işlerde ve hayatın yükünü paylaşmak gereken zamanlarda yapılan tartışmalar gelecek için iyi sinyaller vermeyecektir.

7. Kibir ve aşağılama

Partnerinize yüksekten bakarak, kibirli bir şekilde konuşmak tabi kendinizi daha güçlü ve büyük hissettirebilir ancak uzun ve sağlıklı bir ilişkinin sağlam bir güç dengesine dayanması gerektiğini asla unutmayın. Katılımcıların büyük çoğunluğuna göre kibir ve yüksekten bakma aldatmaktan daha kötü bir şey çünkü bu karşınızdaki insanın kendine olan saygısını yitirmesine ve dolayısıyla süreç içerisinde ilişkinin sona ermesine neden olabilir.

8. İlişkiyi sürdürmek zorunda hissetmek

Bu hisse kapılmak için birçok neden var tabii ki; karşınızdaki insanın duygusal bir yıkıma uğramasını istemediğiniz için ya da diğer menfaatlerinizin peşinde koşarak aşık olmadığınız halde ilişkiyi sürdürmek adına ona aşıkmış gibi davranıyorsanız bundan bir an önce vazgeçin çünkü hala arkadaş kalabilmek için bir şansınız var.

9. Kıskançlık

Sanırım açıklamaya bile ihtiyaç duymayacağımız, pek çok ilişkiyi mahveden bir neden. Eğer çiftlerden biri sürekli olarak karşı tarafın kendini aldatabileceği hissine kapılıyorsa ve buna rağmen, bu güven kaybına rağmen ilişkiye devam ediyorsa göreceği hasar aldatılmaktan büyük olacaktır.

10. İlişkinin başlangıcında kendini olduğundan farklı tanıtmak

Çok basit bir örnek vermek gerekirse; nefret etmenize rağmen eğer korku filmlerinden hoşlanıyormuş gibi davranıyorsanız ya da karakterinizle ilgili yanlış için ipuçları veriyorsanız çok yanlış yoldasınız, çünkü hiçbir zaman toparlayamayacaksınız. Bu küçük sahtekarlıklar, bu küçük yalanlar ileride ayrılmanıza kadar varacak büyük sorunlara neden olacak hiç şüpheniz olmasın.

11. İlişkiyi aşkın değil alışkanlık duygusunun sürüklemesi

İlişkide aşkın bittiğini ve alışkanlığa dönüştüğünü hissettiğiniz anda arkanızı dönün ve gidin. Başka bir ifadeyle; artık aranızdaki o kimyayı o elektriklenmeyi kaybettiyseniz ve birlikte olmak için tek nedeniniz yalnız kalmaktan korkmanız ise inanın en doğrusu bir an önce sonlandırmak.

Yukarıda sıraladığımız nedenler araştırmaya katılan kırık kalplerin tecrübelerine dayanmaktadır. Eklemek istediğiniz şeyler varsa lütfen yorum bölümüne yazın…AŞKLA KALIN…

Elma sirkesi faydaları ve zayıflama sürecine etkileri

Elma sirkesinin faydaları nelerdir? ve Elma Sirkesi zayıflatırmı? Sorularına bilimsel araştırmalar ışığında bulduğumuz yanıtları ve elma sirkesinin mucivezi faydalarını paylaştığımız bu yazımızı mutlaka sonuna kadar okumanızı ve sağlığını düşündüğünüz sevdiklerinizle paylaşmanızı öneriyoruz…

Bu makalemizde yanıt bulan sorular özetle:

  • Elma sirkesi faydalı mı?
  • Elma sirkesi gerçekten hızlı bir zayıflama sağlar mı?
  • Elma sirkesi ile ilgili olarak yapılan bilimsel araştırma sonuçları nelerdir?
  • Elma sirkesi nasıl yapılır? Fermantasyon süreci nedir?
  • Elma sirkesi nasıl tüketilmelidir, günlük ne kadar alınabilir?
  • Elma sirkesinin zararı ya da yan etkileri var mı?

elma sirkesinin saymakla bitmez faydaları

peki gerçekten zayıflatır mı?

Elma sirkesi binlerce yıldır çeşitli kültürlere mensup insanlar tarafından doğal tedavi yöntemi olarak kullanılmış ve mucizevi faydaları ile en popüler diyet listelerinde yerini almıştır. Elma sirkesi ile ilgili olarak günümüze kadar yapılan bilimsel araştırmalar, elma sirkesinin başta kan şekerini düzenlemesi olmak üzere pekçok faydalarını ortaya koymuştur. Yazımızda daha çok elma sirkesinin kilo vermemize gerçekten yardımcı olup olamayacağını inceledik. Ayrıca elma sirkesinin diyet listemize nasıl dahil edilmesi gerektiği üzerinde durduk.

Elma sirkesi nedir? Elma sirkesi nasıl yapılır?

Elma sirkesi iki aşamalı bir fermantasyon süreci sonunda elde edilir. 

Önce küçük parçalara ayrılarak ezilen elmalar mayalanarak, içeriğinde bulunan şekerin alkole dönüşmesi sağlanır. Daha sonra bir takım bakterilerin eklenmesiyle, alkolün fermente edilerek asetik asite dönüştürülmesi sağlanır.

Geleneksel elma sirkesi üretim süreci yaklaşık olarak bir ay sürer. Asetik asit, elma sirkesinin temel bileşenidir. Aynı zamanda etanoik asit olarak da bilinen asetik asit ekşi bir tada ve güçlü bir kokuya sahip organik bir bileşenidir. “Asetik” terimi, Latince “acetum” kelimesinin karşılığıdır ve Türkçede sirke anlamına gelir. Elma sirkesinin yaklaşık yüzde 5-6 sı asetik asitten oluşur. Ayrıca İçeriğinde bir miktar su ve az da olsa diğer asitler bulunur. 1 yemek kaşığı (15 mililitre) elma sirkesi yaklaşık olarak 3 kalori içerir, karbonhidrat içermez.

Elma sirkesi zayıflatır mı? Nasıl ?

Hayvanlar üzerinde yapılan bazı araştırmalara göre;

Elma sirkesinin içeriğinde bulunan asetik asit aşağıda sıraladığımız özellikleri ile sağlıklı kilo vermemize önemli katkı sağlar.

  • Kan şekeri seviyesini düşürür: Fareler üzerinde yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre elma sirkesi karaciğerin ve kasların kandan şeker  emilimlerini kolaylaştırmaktadır.
  • İnsülin seviyelerini düşürür: Aynı araştırma sonucuna göre elma sirkesi aynı zamanda İnsülin/Glukagon oranını düşürür ve böylelikle vücuttaki yağların daha hızlı yakılmasına katkı sağlar.
  • Metabolizmayı hızlandırır: Fareler üzerinde yapılan başka bir araştırmada; asetik asit verilen farelerin AMPK enziminin yükseldiği gözlenmiştir. Bu enzim yağların yakılmasını ve yağ oranının düşmesini sağlayanve ayrıca karaciğerde şeker üretimini düşüren bir enzim olarak bilinmektedir.
  • Yağ depolama oranlarını düşürür: Farelere verilen asetik asit, fareleri obeziteden korumuş, bel çevresi yağ depolanmasını ve karaciğer yağlanmasını engelleyen hormonları artırmıştır.
  • Yağ yakımını hızlandırır: Yüksek yağ içerikli olarak beslenen fareler üzerinde yapılan deneyde; Elma sirkesi tüketimi ile birlikte yağ yakımından sorumlu genlerde ciddi bir artış görülmüş ve bunun daha düşük bir yağlanma oranı sağladığı gözlenmiştir.
  • İştahı keser: Yapılan başka bir araştırma sonucunda; asetik asitin beynin iştahı kontrol eden merkezlerinde baskı yarattığı ve iştahı kestiği gözlenmiştir.

Sonuç olarak;

Hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalar asetik asidin pek çok yönden yağ yakımını kolaylaştırdığını ispatlamıştır. Asetik asit yağ depolanmasını düşürmekte, yağ yakımını artırmakta, kan şekeri ve insülin reaksiyon sürecini dengelemekte ve iştahı kontrol altına almaktadır.

Elma sirkesi tokluk hissi verir ve kalori alımını düşürür

11 kişilik bir grup üzerinde yapılan araştırmada; yüksek karbonhidrat içerikli beslenen bu insanların, elma sirkesi ile birlikte yemek yedikten 1 saat kadar sonra, elma sirkesi tüketmeyen insanlara göre yüzde 55 daha düşük kan şekeri değerlerine ulaştığı gözlenmiştir. Ayrıca bu grubun, günün geri kalan kısmında 200-275 kalori daha az aldığı görülmüştür. Asetik asidin iştahı bastıran etkilerinin yanısıra, tükettiğimiz gıdaların mideyi terk etme sürecine de etki ederek tokluk hissi yarattığı gözlenmiştir. Yediğimiz yiyeceklerin mideyi terk etme süresinin uzaması tokluk hissini artırmış, kan şekeri ve insülin seviyelerinin düşük kalmasını sağlamıştır. Öte yandan bazı insanların bu durumu kötü olarak algılaması da olasıdır. Çünkü Tip 1 diyabet hastalığının en önemli şikayeti yiyeceklerin mideyi geç terk etmesidir. Bu sorun insülin zamanlaması ile ilgili belirsizliklere yol açar çünkü; yemek sonrası kan şekerinin ne zaman yükseleceğini tahmin etmek zorlaşır. Bu nedenle bu problemi yaşayan diyabet hastalarının, elma sirkesini öğünle birlikte tüketmeleri bu durumu daha da kötüleştirebilir.

Elma sirkesinin kilo verme ve yağlardan kurtulma sürecine olumlu etkilerini ispatlayan tek araştırma

Son dönemde yapılan önemli bir araştırmanın sonuçlarına göre; elma sirkesi, yağ yakımı ve kilo vermek konularında oldukça etkili bir yardımcıdır.

12 hafta süren ve 144 obez Japon üzerinde yapılan bu bilimsel araştırma sürecinde, katılımcılar üç gruba ayrılmış; birinci grup 1 yemek kaşığı (15 mililitre) elma sirkesi, ikinci grup 2 yemek kaşığı (30 mililitre) elma sirkesi tüketmiş, üçüncü grup ise psikolojik olarak faydalı olduğuna inandırılmış ancak hiçbir faydası olmayan aynı miktarda sıvı tüketmiştir. Katılımcılara alkol almamaları ancak günlük rutin yemek alışkanlıklarına devam etmeleri söylenmiştir. Araştırma sonunda;

         Günde 1 yemek kaşığı (15 mililitre) elma sirkesi tüketen grupta: 

         – Kilo kaybı: 1.2 kilogram

         – Vücuttaki yağ oranında görülen azalma: yüzde 0.7

         – Bel çevresinde incelme: 1.4 cm

         – Trigliserit oranında azalma: yüzde 26

        Günde 2 yemek kaşığı (30 mililitre) elma sirkesi tüketen grupta:   

         – Kilo kaybı: 1.7 kilogram 

         – Vücuttaki yağ oranında görülen azalma: yüzde 0.9 

         – Bel çevresinde incelme: 1.9 cm 

         – Trigliserit oranında azalma: yüzde 26 

Psikolojik olarak kilo vermelerini sağlayacak bir sıvı aldıklarına inandırılan grup:

0.4 kilogram kadar kilo almış ve bel çevreleri az da olsa bir miktar artmıştır.

Yapılan bu çalışma sonuçlarına göre günlük olarak bir ya da iki kaşık kadar elma sirkesi tüketimi kilo vermenizi sağlayacaktır. Ayrıca vücut yağ oranınız, bel çevresi yağlanma oranınız ve kanda bulunan trigliserit oranınız düşecektir.

Bu çalışma elma sirkesinin kilo verme sürecine etkileri konusunda insanlar üzerinde yapılan ilk ve tek çalışmadır. Çalışmanın sonuçları, büyük bir grup üzerinde yapılmasına ve oldukça cesaret verici olmasına rağmen, başka genetik özelliklere sahip gruplar üzerinde de farklı araştırmalar yapılmasına ihtiyaç duyulmaktadır.

Peki Elma Sirkesini diyetimize nasıl ekleyeceğiz? 

Elma sirkesini birkaç yöntemle diyet listemize dahil edebiliriz. Elma sirkesini zeytinyağıyla birlikte salatalarda kullanmak en kolay yöntemdir. Domates, salatalık ve yeşilliklerden oluşan salatalar için oldukça lezzetli bir tamamlayıcıdır.

Elma sirkesinin turşulara katkı malzemesi olarak kullanabiliriz. En kolay yöntemlerden biri de suya karıştırarak direkt olarak içmektir. Sağlıklı kilo verme sürecinde, günlük olarak 1-2 yemek kaşığı elma sirkesi suya karıştırılarak tüketilebilir. Bu miktar güne yayılarak 2-3 doz halinde ve yemeklerden önce alınırsa daha iyi olur. Önerilen dozun üstüne çıkmak zararlı yan etkilerle karşılaşmamıza neden olabilir. Bu nedenle; başlangıçta bir çay kaşığı ile başlayıp tolerans seviyemizi görmemiz gerekir. Tek seferde ise bir yemek kaşığından fazla tüketilmemelidir. Aşırı tüketildiğinde mide bulantısına neden olabilir. Tablet halinde satılan elma sirkesi formlarını ise kesinlikle tavsiye etmiyoruz; boğazda ve mide borusunda yanmalara neden olduğuna dair bulgular bulunmaktadır.

Sonuç olarak; yukarıda belirttiğimiz oranları aşmamak kaydıyla, günlük olarak tüketilen elma sirkesi hem kilo vermenizi kolaylaştıracak, hem de sağlığınız üzerinde pek çok olumlu etkiler yaratacaktır. Elma sirkesine hassasiyeti olanlar için asetik asit oranı düşürülmüş elma sirkesi formları bulmak da  mümkündür.Elma sirkesi faydaları,Elma sirkesinin faydaları,Elma Sirkesi zayıflatırmı,Elma sirkesi ile kilo verme